<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Türkiye'nin Makale Sitesi - En Güncel Döküman ve Makaleler için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.makalesitesi.net/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.makalesitesi.net</link>
	<description>Türkiye'nin Makale Sitesi</description>
	<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 17:55:40 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5</generator>
		<item>
		<title>Başımızın Derdi Tırnak Mantarı yazısına Mehmet SÜMER tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.makalesitesi.net/basimizin-derdi-tirnak-mantari/#comment-1686</link>
		<dc:creator>Mehmet SÜMER</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 18:49:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.makalesitesi.net/basimizin-derdi-tirnak-mantari/#comment-1686</guid>
		<description>ANAYASA YÜK DEĞİL ESAS OLMALIDIR,Mehmet SÜMER

Anayasa metinleri, toplumsal kesimlerin kamuya ve özel hayata yönelik hak ve menfaatlerinin sağlanması açısından önem arzeden klozlar içermelidir.
Bazı vehimlerin birçok normları kendi doğruları yönünde yorumlayarak, azınlığın çoğunluğa tahakkümünü tesis etme gayretleri kaydadeğer olduğu yeni tesbit edilmemiştir. Bu değerlendirmeler insanlık tarihinin derinliklerinden bugüne değin ONLAR DÜŞÜNEMEZ, BİZ ONLAR İÇİN DÜŞÜNÜRÜZ diye düşünen garip bir felsefi yaklaşımı olan aristokrat azınlığın davranış biçimidir.Tabi, ülkemizde azınlığında çoğunluğunda toplumsal birliktelikleri oluşturmaya taban teşkil edecek esas ve kaideler hakkında söz söyleme hakkı olduğu bir gerçekdir. Sadece dar kesimlerin geniş kesimlere baskısı değil, geniş kesimlerin de dar kesimlere baskısı insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden bir davranış şeklidir.Biz onlar için düşünürüz, onlar için üretiriz, şeklindeki işgüzarlık, daha sonra onlar için kazanır ve yaşarız keyfiyetine kadar uzanır. Ortak yaşam alanı ve kişinin evrensel hak ve özgürlüklerine temel olacak özgün esasları devlet sağlamak zorundadır.Bireyin sözkonusu bu asgari kapasitesini sağlamak kamu idaresinin yükümlülüğündedir.İDEALİMİZ, ZAMAN, MEKAN, DOĞRULTU, ŞEKİL, NİCELİK, NİTELİK GÖZETMEKSİZİN, SONSUZ BİLGİYE ULAŞABİLECEĞİMİZ GÜNÜMÜZDE,evrensel pozitif ve doğru dökümanları girdi değelendirip, kişilikli,erdemli hak ve yükümlülüklerini bilen, ülkemizin, tarih süzgecinden geçerek kazandığı müsbet güzel norm ve hasletlere sadece saygı değil, sahip çıkan bireyler yetiştirmek tüm kesimlerin görevi olsun. Birey, aile, millet gelişir ve güçlenirse ülkemiz de çağdaş medeniyetler seviyesine taşınır.
Gelişme ve kalkınmanın sadece fiziki, materyal bazda olmayıp, onlarla birlikde insan hak  ve özgürlükleri, birlikde yaşama hassasiyetlerinin kazanıldığı optimum ortamdır.Bireysel ve müşterek alanların huzurlu olmasına baz oluşturacak metinlerin üretilmesi ve derlenmesi tüm kesimlerin asgari müşterekde birleşmesiyle olmalıdır.

ANAYASALAR VE YASALAR ; HİTAB ETTİKLERİ BİREY VE ÜLKELERE YÜK DEĞİL PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜ,HUZURUN TEMİNİ ÖNGÖRÜ OLUŞTURMAYA YÖNELİK KILAVUZ VE ESAS OLMALIDIR.Haklı gerekçelere dayalı bireyciliğin öne çıktığı,fırsat eşitliğinin sağlandığı,özel farklı yetenek potansiyel olan kişi,kurum ve organizasyonların motive edildiği bir platformun üretilmesine esas oluşturmalıdır.Özgürlükler insiyatifi ele geçirmiş veya kazanmışların lütfuyla tadılmamalı ve yaşanmamalıdır.Milletin oluşturduğu kamu düzeninin eseri olmalıdır.
                                                                                                            MEHMET SÜMER
  Ekonomist</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ANAYASA YÜK DEĞİL ESAS OLMALIDIR,Mehmet SÜMER</p>
<p>Anayasa metinleri, toplumsal kesimlerin kamuya ve özel hayata yönelik hak ve menfaatlerinin sağlanması açısından önem arzeden klozlar içermelidir.<br />
Bazı vehimlerin birçok normları kendi doğruları yönünde yorumlayarak, azınlığın çoğunluğa tahakkümünü tesis etme gayretleri kaydadeğer olduğu yeni tesbit edilmemiştir. Bu değerlendirmeler insanlık tarihinin derinliklerinden bugüne değin ONLAR DÜŞÜNEMEZ, BİZ ONLAR İÇİN DÜŞÜNÜRÜZ diye düşünen garip bir felsefi yaklaşımı olan aristokrat azınlığın davranış biçimidir.Tabi, ülkemizde azınlığında çoğunluğunda toplumsal birliktelikleri oluşturmaya taban teşkil edecek esas ve kaideler hakkında söz söyleme hakkı olduğu bir gerçekdir. Sadece dar kesimlerin geniş kesimlere baskısı değil, geniş kesimlerin de dar kesimlere baskısı insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden bir davranış şeklidir.Biz onlar için düşünürüz, onlar için üretiriz, şeklindeki işgüzarlık, daha sonra onlar için kazanır ve yaşarız keyfiyetine kadar uzanır. Ortak yaşam alanı ve kişinin evrensel hak ve özgürlüklerine temel olacak özgün esasları devlet sağlamak zorundadır.Bireyin sözkonusu bu asgari kapasitesini sağlamak kamu idaresinin yükümlülüğündedir.İDEALİMİZ, ZAMAN, MEKAN, DOĞRULTU, ŞEKİL, NİCELİK, NİTELİK GÖZETMEKSİZİN, SONSUZ BİLGİYE ULAŞABİLECEĞİMİZ GÜNÜMÜZDE,evrensel pozitif ve doğru dökümanları girdi değelendirip, kişilikli,erdemli hak ve yükümlülüklerini bilen, ülkemizin, tarih süzgecinden geçerek kazandığı müsbet güzel norm ve hasletlere sadece saygı değil, sahip çıkan bireyler yetiştirmek tüm kesimlerin görevi olsun. Birey, aile, millet gelişir ve güçlenirse ülkemiz de çağdaş medeniyetler seviyesine taşınır.<br />
Gelişme ve kalkınmanın sadece fiziki, materyal bazda olmayıp, onlarla birlikde insan hak  ve özgürlükleri, birlikde yaşama hassasiyetlerinin kazanıldığı optimum ortamdır.Bireysel ve müşterek alanların huzurlu olmasına baz oluşturacak metinlerin üretilmesi ve derlenmesi tüm kesimlerin asgari müşterekde birleşmesiyle olmalıdır.</p>
<p>ANAYASALAR VE YASALAR ; HİTAB ETTİKLERİ BİREY VE ÜLKELERE YÜK DEĞİL PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜ,HUZURUN TEMİNİ ÖNGÖRÜ OLUŞTURMAYA YÖNELİK KILAVUZ VE ESAS OLMALIDIR.Haklı gerekçelere dayalı bireyciliğin öne çıktığı,fırsat eşitliğinin sağlandığı,özel farklı yetenek potansiyel olan kişi,kurum ve organizasyonların motive edildiği bir platformun üretilmesine esas oluşturmalıdır.Özgürlükler insiyatifi ele geçirmiş veya kazanmışların lütfuyla tadılmamalı ve yaşanmamalıdır.Milletin oluşturduğu kamu düzeninin eseri olmalıdır.<br />
                                                                                                            MEHMET SÜMER<br />
  Ekonomist</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Başımızın Derdi Tırnak Mantarı yazısına Mehmet SÜMER tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.makalesitesi.net/basimizin-derdi-tirnak-mantari/#comment-1685</link>
		<dc:creator>Mehmet SÜMER</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 18:46:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.makalesitesi.net/basimizin-derdi-tirnak-mantari/#comment-1685</guid>
		<description>UYGARLIK UMMANINDA LAİKÇİLİK CAN SİMİDİ, Mehmet SÜMER

Bireyleri din, vicdan, inanç ve düşünce hürriyetlerinin teminatı olarak düşündüğümüz laiklik prensibi. Ne taassuplu davranarak, kişilerin inanç ve tutkularından haksız çıkar sağlamaya yönelik hareket alanı oluşturmak için önemsememek yada hor görülmelidir,nede asla, söz konusu prensip toplumsal hayatta özümsenen değer yargıları erdem ve hasletlerin üzerine pranga vuracak istibdat anlayışını içermemelidir. Toplumsal meşru  fayda üretiminin kaynağı başkasının sınırının başladığı yere kadar,hür olmaktan geçer. İnananlar inanmayanların tahakkümü altında olmamalıdır.İnanmayanların inananların baskısı altında olamayacağı gibi. Bazı çevreler artık ilkelleşmiş ideoloji prensiplerinden ülkemiz ve kendi istikballeri adına azat olabilirler.
                                 Mehmet SÜMER</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>UYGARLIK UMMANINDA LAİKÇİLİK CAN SİMİDİ, Mehmet SÜMER</p>
<p>Bireyleri din, vicdan, inanç ve düşünce hürriyetlerinin teminatı olarak düşündüğümüz laiklik prensibi. Ne taassuplu davranarak, kişilerin inanç ve tutkularından haksız çıkar sağlamaya yönelik hareket alanı oluşturmak için önemsememek yada hor görülmelidir,nede asla, söz konusu prensip toplumsal hayatta özümsenen değer yargıları erdem ve hasletlerin üzerine pranga vuracak istibdat anlayışını içermemelidir. Toplumsal meşru  fayda üretiminin kaynağı başkasının sınırının başladığı yere kadar,hür olmaktan geçer. İnananlar inanmayanların tahakkümü altında olmamalıdır.İnanmayanların inananların baskısı altında olamayacağı gibi. Bazı çevreler artık ilkelleşmiş ideoloji prensiplerinden ülkemiz ve kendi istikballeri adına azat olabilirler.<br />
                                 Mehmet SÜMER</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Pozitif Ekonomi yazısına Mehmet SÜMER tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.makalesitesi.net/pozitif-ekonomi/#comment-1684</link>
		<dc:creator>Mehmet SÜMER</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 18:39:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.makalesitesi.net/pozitif-ekonomi/#comment-1684</guid>
		<description>Mehmet SÜMER; KARADENİZ DE ÇAYI ÖZEL SEKTÖR İSTİSMAR ETMEMELİDİR.Karadeniz Bölgesinin ekonomik, sosyal, kültürel, demografik yapısına bakıldığında, kendi özgün içeriğinden esinlenen özellikler göze çarpar.Doğa yapısının zor olduğu, genellikle dağlık ve tarım arazilerinin kıt, küçük parçalar halinde bulunduğunu görürüz. Makineye dayalı tarım değil genellikle el emeğine dayalı bir tarım tekniği uygulanıyor. Tarımda çalışan nüfusun harcadığı zaman ve emeğe göre karşılığını alamadığını görüyoruz. Bölgede tarım ürünü olarak, çay, fındık, mısır, fasulye, zeytin, turuçgil çeşitleri, elma, son yıllarda kivi ürünü de yetiştiriliyor. Bölgenin en önemli yetiştirdiği ürünler olarak çay ve fındık, bölge insanının sarf ettiği emek, sermaye büyüklüğüne baktığımızda kesinlikle tatmin etmekten çok uzakta kalmaktadır. Çay bitkisi öyle bir hal almıştır ki üreten insanlarımızı, bahçelerin bakımı, çayın toplanması satışı, daha sonra ücretin tahsili sürecinde gururlarını rencide edecek aşırı keyfiliklere maruz bırakmaktadır. Doğu Karadeniz insanı çay ürününü hem üretmek, hemde yok pahasına elinden çıkartmak zorunda bırakılıyor. Çay ürünü konusunda mutlaka bir düzenleme ve kontrol mekanizması getirilmelidir. Bölgede, özel sektör yaraya merhem olması gerekirken bilakis istismar etmektedir. Söz konusu ürünün pazarlama süreçleri ya etkin oluşturulamıyor, yâda çay müstahsilinin örgütsüz olmasından dolayı tam bir sömürü düzenini birileri örgütlemiştir. Fındıkta da önemli sıkıntılar çekilmiş, bazı organizasyonlar üreticiyi belli kıstaslara maruz bırakmıştır. Diğer ürünlerde de gelişmiş tarımsal üretim tekniklerinin uygulanabilir olmaktan uzakta bulunmaları dolayısıyla insanlar yerinde barınıp hayatlarını idame ettirmekte güçlükler çekmektedir.

                  Tarımsal üretim konusunda; bölgenin dağlık, arazi eğiminin fazla olması, arazilerin küçük parçalar halinde oluşu, iklim yapısının değişkenlik arz etmesi geniş ölçekli tarım işletmelerinin kurulmasına engeldir. Hayvancılıkda ise gene arazi ve iklim koşullarından dolayı genellikle büyükbaş hayvan tarımı yapılmaktadır.

                 Bölgede sanayi gelişmediğinden, insanlarımızın iş ortamlarının kısıtlı olmasından dolayı göç olgusu kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımızda duruyor. HATTA BÖLGE İNSANIMIZIN BİNLERCE YILLIK KÜLTÜRÜ, İNANÇLARI GURUR DUYULABİLECEK HASLETLERİ BAZI ORGANİZASYONLARIN PROGRAM DÂHİLİNE GİRMİŞTİR. Bölge insanımız müteşebbis olmasına rağmen, kendi bölgesine çeşitli nedenlerden dolayı yatırım yapmamaktadır.

                  İnsanımızın o her zaman kendini gösteren bağdaştırıcı, bütünleştirici, barıştırıcı özelliği Karadeniz bölgesi ve tüm ülkemizde milli birlik, beraberlik adına olan her olayda öne çıkmaktadır.

                  Karadeniz bölgemizde, tarihi eserlerin çokluğu, iklim ve bitki örtüsü açısından zengin oluşu, küresel ısınma tehdidini göze aldığımızda gelecekte turizme önemli potansiyel durumuna geleceğini düşünürsek, yatırım ve programlama bu çizgi göz ardı edilmeden düzenlenmesi gerekmektedir. Karadeniz insanı göç etmek zorunda bırakılmaması temennimizdir.

                        Mehmet SÜMER, Ekonomist</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet SÜMER; KARADENİZ DE ÇAYI ÖZEL SEKTÖR İSTİSMAR ETMEMELİDİR.Karadeniz Bölgesinin ekonomik, sosyal, kültürel, demografik yapısına bakıldığında, kendi özgün içeriğinden esinlenen özellikler göze çarpar.Doğa yapısının zor olduğu, genellikle dağlık ve tarım arazilerinin kıt, küçük parçalar halinde bulunduğunu görürüz. Makineye dayalı tarım değil genellikle el emeğine dayalı bir tarım tekniği uygulanıyor. Tarımda çalışan nüfusun harcadığı zaman ve emeğe göre karşılığını alamadığını görüyoruz. Bölgede tarım ürünü olarak, çay, fındık, mısır, fasulye, zeytin, turuçgil çeşitleri, elma, son yıllarda kivi ürünü de yetiştiriliyor. Bölgenin en önemli yetiştirdiği ürünler olarak çay ve fındık, bölge insanının sarf ettiği emek, sermaye büyüklüğüne baktığımızda kesinlikle tatmin etmekten çok uzakta kalmaktadır. Çay bitkisi öyle bir hal almıştır ki üreten insanlarımızı, bahçelerin bakımı, çayın toplanması satışı, daha sonra ücretin tahsili sürecinde gururlarını rencide edecek aşırı keyfiliklere maruz bırakmaktadır. Doğu Karadeniz insanı çay ürününü hem üretmek, hemde yok pahasına elinden çıkartmak zorunda bırakılıyor. Çay ürünü konusunda mutlaka bir düzenleme ve kontrol mekanizması getirilmelidir. Bölgede, özel sektör yaraya merhem olması gerekirken bilakis istismar etmektedir. Söz konusu ürünün pazarlama süreçleri ya etkin oluşturulamıyor, yâda çay müstahsilinin örgütsüz olmasından dolayı tam bir sömürü düzenini birileri örgütlemiştir. Fındıkta da önemli sıkıntılar çekilmiş, bazı organizasyonlar üreticiyi belli kıstaslara maruz bırakmıştır. Diğer ürünlerde de gelişmiş tarımsal üretim tekniklerinin uygulanabilir olmaktan uzakta bulunmaları dolayısıyla insanlar yerinde barınıp hayatlarını idame ettirmekte güçlükler çekmektedir.</p>
<p>                  Tarımsal üretim konusunda; bölgenin dağlık, arazi eğiminin fazla olması, arazilerin küçük parçalar halinde oluşu, iklim yapısının değişkenlik arz etmesi geniş ölçekli tarım işletmelerinin kurulmasına engeldir. Hayvancılıkda ise gene arazi ve iklim koşullarından dolayı genellikle büyükbaş hayvan tarımı yapılmaktadır.</p>
<p>                 Bölgede sanayi gelişmediğinden, insanlarımızın iş ortamlarının kısıtlı olmasından dolayı göç olgusu kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımızda duruyor. HATTA BÖLGE İNSANIMIZIN BİNLERCE YILLIK KÜLTÜRÜ, İNANÇLARI GURUR DUYULABİLECEK HASLETLERİ BAZI ORGANİZASYONLARIN PROGRAM DÂHİLİNE GİRMİŞTİR. Bölge insanımız müteşebbis olmasına rağmen, kendi bölgesine çeşitli nedenlerden dolayı yatırım yapmamaktadır.</p>
<p>                  İnsanımızın o her zaman kendini gösteren bağdaştırıcı, bütünleştirici, barıştırıcı özelliği Karadeniz bölgesi ve tüm ülkemizde milli birlik, beraberlik adına olan her olayda öne çıkmaktadır.</p>
<p>                  Karadeniz bölgemizde, tarihi eserlerin çokluğu, iklim ve bitki örtüsü açısından zengin oluşu, küresel ısınma tehdidini göze aldığımızda gelecekte turizme önemli potansiyel durumuna geleceğini düşünürsek, yatırım ve programlama bu çizgi göz ardı edilmeden düzenlenmesi gerekmektedir. Karadeniz insanı göç etmek zorunda bırakılmaması temennimizdir.</p>
<p>                        Mehmet SÜMER, Ekonomist</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Pozitif Ekonomi yazısına Mehmet SÜMER tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.makalesitesi.net/pozitif-ekonomi/#comment-1683</link>
		<dc:creator>Mehmet SÜMER</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 18:35:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.makalesitesi.net/pozitif-ekonomi/#comment-1683</guid>
		<description>Mehmet SÜMER, VERİMSİZ MİKRO BELEDİYECİLİĞİN TASVİYESİ Beldelerden nüfusu 2000 in altına düşenlerin kapatılmasını yadırgayacak çevrelerin olduğu, bu çevrelerin konuyu çok değişik mecralara çekebileceği istismar edebileceğini biliyoruz.
Kapatılan belediyelerin durumuna kısaca baktığımızda, öncelikle izlenen süreç bir tolerans, zaman tanıma, daha iyi konuma gelmeleri veya getirilmeleri, belediye olma imkân ve kabiliyetlerine kavuşmaları için uygun bir hassasiyetti. Aynı zamanda bu süreç toplumsal birlik beraberliğin, imece anlayışı fırsatının yakalandığı bir diyalog zemini oluşturmuştu. Fakat söz konusu bu ortamı göz ardı eden birçok belediyelerin kaçınılmaz sonu gelmiştir. Küçük olsun benim olsun, benim olmazsa nekadar büyük olursa olsun toplumun menfaatine de olsa görmeme, görmemezlikten gelme gibi bir sakıncalı hasetlik anlayışı israftan öteye gidemez. Yan yana iki veya üç belde veya bir beldenin yanında birçok köyler olmasına rağmen birleşmekten imtina etmek büyümenin ne denli imkânlar getirdiğini maalesef taassup anlayışından kopamadan göz ardı etmek anlamına gelir.
Birçok belde belediyesinin elde ettiği gelirle personel maaşını veremediğini, hizmetlerde toplumun ihtiyaçlarını merkez belediyelere bildirmekten öteye gidemediğini gördük. Sadece bu nedenlerle belediye olunmasının uygunsuzluğu rahatsızlık vericiydi. Demokrasi ne bahasına olursa olsun mikro milliyetçiliği önermiyor. Bilakis demokrasi kitlelerin diyaloğunu da öneriyor. Demokrasi kalkınan ve kalkınmışlığı dengeli dağıtmasını bilen ülkelerde daha fazla serpiliyor, gelişiyor. İsraf anlayışının ülke gelişmesine nedenli engel olduğunu da bilmiyor değiliz.
İyi niyetli verimli çalışmalar sergileyen, beldesine ufuklar açan belde belediyelerimiz inde olmadığını söylemek büyük haksızlık olur. Fakat yetkisi olduğu bakir alanlarda nasıl yönetim ortaya konulduğu bilinen belde belediyeleri de olmadığını da düşünmek, şahit olma, milletimizin dikkatlerinden kaçmamıştır eminim. Tabi kapatılan belediyelerde oluşmuş birçok güzel prensip gelenek, görenek mevcuttur. Onların hissiyatlarına da tercüman olmak gerekir. Umarız ki o beldelere gelecek ekonomik, sosyal, kültürel, altyapıya yönelik güzel olumlu hizmetler, kendilerini mağdur gören yöre ve çevreleri memnun ve mutlu eder. Dolayısıyla da yapılan bu önemli değişiklikten milletimiz ve ülkemiz mesut olurlar. Bu memnuniyete taban oluşturacak imkân, kadro, bilinç, liyakat, yetkinlik irade olması ayrıca mutluluk vericidir.
MECLİSİMİZİN VE HÜKÜMETİMİZİN ORTAYA KOYDUĞU BU TASARRUF MİLLETİMİZE, ÜLKEMİZE HAYIRLI OLSUN.
Mehmet SÜMER

--------------------------------------------------------------------------------</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet SÜMER, VERİMSİZ MİKRO BELEDİYECİLİĞİN TASVİYESİ Beldelerden nüfusu 2000 in altına düşenlerin kapatılmasını yadırgayacak çevrelerin olduğu, bu çevrelerin konuyu çok değişik mecralara çekebileceği istismar edebileceğini biliyoruz.<br />
Kapatılan belediyelerin durumuna kısaca baktığımızda, öncelikle izlenen süreç bir tolerans, zaman tanıma, daha iyi konuma gelmeleri veya getirilmeleri, belediye olma imkân ve kabiliyetlerine kavuşmaları için uygun bir hassasiyetti. Aynı zamanda bu süreç toplumsal birlik beraberliğin, imece anlayışı fırsatının yakalandığı bir diyalog zemini oluşturmuştu. Fakat söz konusu bu ortamı göz ardı eden birçok belediyelerin kaçınılmaz sonu gelmiştir. Küçük olsun benim olsun, benim olmazsa nekadar büyük olursa olsun toplumun menfaatine de olsa görmeme, görmemezlikten gelme gibi bir sakıncalı hasetlik anlayışı israftan öteye gidemez. Yan yana iki veya üç belde veya bir beldenin yanında birçok köyler olmasına rağmen birleşmekten imtina etmek büyümenin ne denli imkânlar getirdiğini maalesef taassup anlayışından kopamadan göz ardı etmek anlamına gelir.<br />
Birçok belde belediyesinin elde ettiği gelirle personel maaşını veremediğini, hizmetlerde toplumun ihtiyaçlarını merkez belediyelere bildirmekten öteye gidemediğini gördük. Sadece bu nedenlerle belediye olunmasının uygunsuzluğu rahatsızlık vericiydi. Demokrasi ne bahasına olursa olsun mikro milliyetçiliği önermiyor. Bilakis demokrasi kitlelerin diyaloğunu da öneriyor. Demokrasi kalkınan ve kalkınmışlığı dengeli dağıtmasını bilen ülkelerde daha fazla serpiliyor, gelişiyor. İsraf anlayışının ülke gelişmesine nedenli engel olduğunu da bilmiyor değiliz.<br />
İyi niyetli verimli çalışmalar sergileyen, beldesine ufuklar açan belde belediyelerimiz inde olmadığını söylemek büyük haksızlık olur. Fakat yetkisi olduğu bakir alanlarda nasıl yönetim ortaya konulduğu bilinen belde belediyeleri de olmadığını da düşünmek, şahit olma, milletimizin dikkatlerinden kaçmamıştır eminim. Tabi kapatılan belediyelerde oluşmuş birçok güzel prensip gelenek, görenek mevcuttur. Onların hissiyatlarına da tercüman olmak gerekir. Umarız ki o beldelere gelecek ekonomik, sosyal, kültürel, altyapıya yönelik güzel olumlu hizmetler, kendilerini mağdur gören yöre ve çevreleri memnun ve mutlu eder. Dolayısıyla da yapılan bu önemli değişiklikten milletimiz ve ülkemiz mesut olurlar. Bu memnuniyete taban oluşturacak imkân, kadro, bilinç, liyakat, yetkinlik irade olması ayrıca mutluluk vericidir.<br />
MECLİSİMİZİN VE HÜKÜMETİMİZİN ORTAYA KOYDUĞU BU TASARRUF MİLLETİMİZE, ÜLKEMİZE HAYIRLI OLSUN.<br />
Mehmet SÜMER</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Pozitif Ekonomi yazısına Mehmet SÜMER tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.makalesitesi.net/pozitif-ekonomi/#comment-1682</link>
		<dc:creator>Mehmet SÜMER</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 18:27:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.makalesitesi.net/pozitif-ekonomi/#comment-1682</guid>
		<description>Mehmet SÜMER, TARIMDA ÜRÜN BAZINDA DESTEK  


TARIMDA ÜRÜN BAZINDA DESTEK. 
Tarımda ürüne verilen destek, doğrudan desteğe göre isabetli olan bir yaklaşımdır. Üretim sürecinde kaliteyi, miktarın artmasını, dış ülkelerde üretilen aynı ürün bazına göre fiyat ve kalite üstünlüğü sağlayabilir. Ürün odaklı sübvansiyon iktisadi gerçeklikleri okuyabilen birçok ülkede dış rekabetin sağlanmasının yolu olarak algılanıyor.    

   İhraç edilecek kalemleri içeren ürünlere farklı destek politikası, ihracat protföyunu artırmaya yönelik yeni çeşitlere destek olunmalıdır. 

Kalkınmasına öncelik verilecek tarım ürünü özellikli bölgeler tespit edilerek, istisnalı destek prensibi geliştirilmelidir. Ürün geliştiren, geliştirilen ürün yetiştirilmesine verimliliği artıracak araçlar geliştirmeye yönelik özel destekler sağlanmalıdır. Hayvansal üretimde de ırk, bölge, tesis ölçek, sayısal ve üretim araçlarının geliştirilmesi açısından sübvansiyon gereklidir. 

       Tarımda üretimi kaliteyi desteklemeye yönelik sistemler, uzmanlaşmayı,  işletmeler ve ülke bazında ölçek ekonomi normlarının oturmasını sağlayarak,, envanter çalışmalarının isabetli bütçeleme verilerinin sağlıklı ,reel yapılmasını beraberinde getirecektir.                                                                

                                      Mehmet SÜMER, Ekonomist</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet SÜMER, TARIMDA ÜRÜN BAZINDA DESTEK  </p>
<p>TARIMDA ÜRÜN BAZINDA DESTEK.<br />
Tarımda ürüne verilen destek, doğrudan desteğe göre isabetli olan bir yaklaşımdır. Üretim sürecinde kaliteyi, miktarın artmasını, dış ülkelerde üretilen aynı ürün bazına göre fiyat ve kalite üstünlüğü sağlayabilir. Ürün odaklı sübvansiyon iktisadi gerçeklikleri okuyabilen birçok ülkede dış rekabetin sağlanmasının yolu olarak algılanıyor.    </p>
<p>   İhraç edilecek kalemleri içeren ürünlere farklı destek politikası, ihracat protföyunu artırmaya yönelik yeni çeşitlere destek olunmalıdır. </p>
<p>Kalkınmasına öncelik verilecek tarım ürünü özellikli bölgeler tespit edilerek, istisnalı destek prensibi geliştirilmelidir. Ürün geliştiren, geliştirilen ürün yetiştirilmesine verimliliği artıracak araçlar geliştirmeye yönelik özel destekler sağlanmalıdır. Hayvansal üretimde de ırk, bölge, tesis ölçek, sayısal ve üretim araçlarının geliştirilmesi açısından sübvansiyon gereklidir. </p>
<p>       Tarımda üretimi kaliteyi desteklemeye yönelik sistemler, uzmanlaşmayı,  işletmeler ve ülke bazında ölçek ekonomi normlarının oturmasını sağlayarak,, envanter çalışmalarının isabetli bütçeleme verilerinin sağlıklı ,reel yapılmasını beraberinde getirecektir.                                                                </p>
<p>                                      Mehmet SÜMER, Ekonomist</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Karaciğer Kist Hidatiği Nedir? yazısına çekiç tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.makalesitesi.net/karaciger-kist-hidatigi-nedir/#comment-2</link>
		<dc:creator>çekiç</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2007 14:45:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.makalesitesi.net/karaciger-kist-hidatigi-nedir/#comment-2</guid>
		<description>bunla ilgili nasıl bir yöntem nasıl  şuanad bende kis var</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bunla ilgili nasıl bir yöntem nasıl  şuanad bende kis var</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
