Başımızın Derdi Tırnak Mantarı
By admin • Haz 14th, 2007 • Category: Genel KültürBulaşması çok zor ancak tedavisi çok daha zor ve uzun süren tırnak mantarı insanların en önemli sağlık sorunlarından birisidir.
Özellikle sıcak ve nemli ortamlarda steril olmayan ve hasta kişilere ait terlik, ayakkabı, çorap, havlu kullanmakla ve hamam, havuz, duş, spor salonları deniz, mutfak, banyo, tuvalet gibi ortak kullanıma açık yerlerde tırnak altına yerleşen bakterilerin üremesi ve çoğalması neticesinde tırnak mantarı hastalığına yakalanırız. Tırnak mantarı daha çok ayak tırnaklarımızda olmak üzere el tırnaklarımızda da görülebilir.
Bu hastalığa yakalanan tırnağın önce rengi değişmeye başlar ardından çatlamaya ve kırılmaya başlar. Tedavi edilmediği sürece tırnağın şekli tamamen bozulur ve tamamen yok olabilir. Hastalık aşamasında diğer tırnaklara bulaşması da çok çabuk olur. Özellikle terlemenin fazla olduğu ve ıslak ortamların sık kullanıldığı yaz aylarında kendimize ait olmayan ve temiz olmayan ayakkabı, terlik, havlu, tırnak makası gibi eşyaları kullanmamamız gerekiyor. Ayrıca, hastalık aşamasında ağrı, acı ve kaşıntıya sebep olabiliyor. Görüntü bozukluğuna yol açması nedeniyle insanların psikolojisini de bozabiliyor. Hastalığa yakalanma ihtimali bağışıklık sistemine bağlı olarak çocuk ve yaşlılarda daha çok görülüyor.
admin is
Email this author | All posts by admin

UYGARLIK UMMANINDA LAİKÇİLİK CAN SİMİDİ, Mehmet SÜMER
Bireyleri din, vicdan, inanç ve düşünce hürriyetlerinin teminatı olarak düşündüğümüz laiklik prensibi. Ne taassuplu davranarak, kişilerin inanç ve tutkularından haksız çıkar sağlamaya yönelik hareket alanı oluşturmak için önemsememek yada hor görülmelidir,nede asla, söz konusu prensip toplumsal hayatta özümsenen değer yargıları erdem ve hasletlerin üzerine pranga vuracak istibdat anlayışını içermemelidir. Toplumsal meşru fayda üretiminin kaynağı başkasının sınırının başladığı yere kadar,hür olmaktan geçer. İnananlar inanmayanların tahakkümü altında olmamalıdır.İnanmayanların inananların baskısı altında olamayacağı gibi. Bazı çevreler artık ilkelleşmiş ideoloji prensiplerinden ülkemiz ve kendi istikballeri adına azat olabilirler.
Mehmet SÜMER
ANAYASA YÜK DEĞİL ESAS OLMALIDIR,Mehmet SÜMER
Anayasa metinleri, toplumsal kesimlerin kamuya ve özel hayata yönelik hak ve menfaatlerinin sağlanması açısından önem arzeden klozlar içermelidir.
Bazı vehimlerin birçok normları kendi doğruları yönünde yorumlayarak, azınlığın çoğunluğa tahakkümünü tesis etme gayretleri kaydadeğer olduğu yeni tesbit edilmemiştir. Bu değerlendirmeler insanlık tarihinin derinliklerinden bugüne değin ONLAR DÜŞÜNEMEZ, BİZ ONLAR İÇİN DÜŞÜNÜRÜZ diye düşünen garip bir felsefi yaklaşımı olan aristokrat azınlığın davranış biçimidir.Tabi, ülkemizde azınlığında çoğunluğunda toplumsal birliktelikleri oluşturmaya taban teşkil edecek esas ve kaideler hakkında söz söyleme hakkı olduğu bir gerçekdir. Sadece dar kesimlerin geniş kesimlere baskısı değil, geniş kesimlerin de dar kesimlere baskısı insan hak ve özgürlüklerini ihlal eden bir davranış şeklidir.Biz onlar için düşünürüz, onlar için üretiriz, şeklindeki işgüzarlık, daha sonra onlar için kazanır ve yaşarız keyfiyetine kadar uzanır. Ortak yaşam alanı ve kişinin evrensel hak ve özgürlüklerine temel olacak özgün esasları devlet sağlamak zorundadır.Bireyin sözkonusu bu asgari kapasitesini sağlamak kamu idaresinin yükümlülüğündedir.İDEALİMİZ, ZAMAN, MEKAN, DOĞRULTU, ŞEKİL, NİCELİK, NİTELİK GÖZETMEKSİZİN, SONSUZ BİLGİYE ULAŞABİLECEĞİMİZ GÜNÜMÜZDE,evrensel pozitif ve doğru dökümanları girdi değelendirip, kişilikli,erdemli hak ve yükümlülüklerini bilen, ülkemizin, tarih süzgecinden geçerek kazandığı müsbet güzel norm ve hasletlere sadece saygı değil, sahip çıkan bireyler yetiştirmek tüm kesimlerin görevi olsun. Birey, aile, millet gelişir ve güçlenirse ülkemiz de çağdaş medeniyetler seviyesine taşınır.
Gelişme ve kalkınmanın sadece fiziki, materyal bazda olmayıp, onlarla birlikde insan hak ve özgürlükleri, birlikde yaşama hassasiyetlerinin kazanıldığı optimum ortamdır.Bireysel ve müşterek alanların huzurlu olmasına baz oluşturacak metinlerin üretilmesi ve derlenmesi tüm kesimlerin asgari müşterekde birleşmesiyle olmalıdır.
ANAYASALAR VE YASALAR ; HİTAB ETTİKLERİ BİREY VE ÜLKELERE YÜK DEĞİL PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜ,HUZURUN TEMİNİ ÖNGÖRÜ OLUŞTURMAYA YÖNELİK KILAVUZ VE ESAS OLMALIDIR.Haklı gerekçelere dayalı bireyciliğin öne çıktığı,fırsat eşitliğinin sağlandığı,özel farklı yetenek potansiyel olan kişi,kurum ve organizasyonların motive edildiği bir platformun üretilmesine esas oluşturmalıdır.Özgürlükler insiyatifi ele geçirmiş veya kazanmışların lütfuyla tadılmamalı ve yaşanmamalıdır.Milletin oluşturduğu kamu düzeninin eseri olmalıdır.
MEHMET SÜMER
Ekonomist