AB üyeliğinin ülkemize sağlayacağı faydalar

By admin • Nis 15th, 2008 • Category: Ekonomi

Türkiye’nin üyeliği beş alanda AB’nin yapısında değişiklik yaratacaktır:

1. Türkiye’nin AB Parlamentosunda temsili

2. Türkiye’nin AB Konseyinde ve diğer organlarda temsili

3. Türkiye’nin AB bütçesine yapacağı katkı ve fonlardan alacağı pay

4. Malların serbest dolaşımı

5. İşgücünün serbest dolaşımı

Türkiye dahil aday ülkelerin nüfuslarının toplamı, mevcut AB nüfusunun %45,4’ünü, Türkiye hariç ise %28’ini oluşturmaktadır. Türkiye’nin bu nüfus ağırlığı, AB içindeki dengeleri köklü bir şekilde değiştirmektedir.

AB parlamentosu halen 626 üyeden oluşmaktadır. Burada en çok üyeye 99 parlamenterle Almanya, 87’şer parlamenterle İngiltere, Fransa ve İtalya sahiptirler. Türkiye, üyelik hakkı kazanması halinde AB Parlamentosuna en az İngiltere, Fransa ve İtalya kadar üye gönderecektir. Yani AB parlamentosunda en çok üyeye sahip ilk 5 ülke arasında yer alacaktır.

Avrupa Komisyonu 20 üyeden oluşmaktadır. Komisyonda Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere 2’şer, diğer ülkeler birer üye ile temsil edilmektedir. 2005 yılından itibaren üye sayısı 27’ye çıkacaktır. Aday ülkelerin tümünün üyeliğinden sonra muhtemelen komisyonda dönüşümlü üyelik sistemine geçilecek ve Türkiye bir üye ile burada temsil edilecektir. Ayrıca, tam üyelik halinde Türkiye komisyona bin kadar idari personel gönderecektir. AB Sayıştayı ve Avrupa Adalet Divanına da birer üye verecektir. Türkiye, gündeme göre ilgili bakanların katıldığı ve kararları bağlayıcı olan Avrupa Birliği Konseyine de iştirak edecektir. AB konseyinin 342 olan üye sayısına göre Türkiye bu organda, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya ile birlikte 29 üyeye sahip olacaktır. Bu sayı ile Türkiye, özellikle nitelikli oyla alınması gereken kararlarda ciddi söz sahibi olacaktır. Çünkü, bu sistemde 89 oy kararları engelleyebilmektedir.

1998 yılı verilerine göre Türkiye tam üye olması halinde AB bütçesine yılda 2,8 milyar ECU katkı yapacak, buna karşılık çeşitli fonlardan alacağı payların toplamı 10,3 milyar ECU olacaktır. Yani tam üyelik durumunda Türkiye yılda 7,5 milyar ECU net kaynak girişi sağlayacaktır. Yani AB’ye ödediğimiz her 1 ECU’ya karşılık 3,5 ECU geri alacağız. Nitekim 1998 yılında Yunanistan AB’ye ödediği 1,29 milyar ECU’ya karşılık 5,8 milyar ECU, Portekiz 1 milyar ECU’ya karşılık 3,9 milyar ECU, İspanya 5,3 milyar ECU’ya karşılık 12,2 milyar ECU, İrlanda 0,7 milyar ECU’ya karşılık 3,1 milyar ECU katkı almıştır.

AB’yle olan dış ticaret, Türkiye’nin toplam dış ticaret hacminin yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Türkiye, 1980’li yıllarda AB’nin üçüncü ülkelerden yaptığı ithalatta 46. sırada yer alırken 1990’ların sonuna gelindiğinde 12. sıraya yükselmiştir. AB’nin ihracatında ise Türkiye’nin yeri 6. sıradır. Dolayısıyla, hem Türkiye, hem de AB için aradaki ekonomik ilişkiler vazgeçilmez öneme sahiptir.

Ortaklık Konseyi kararlarına göre 1987 yılı başında Türk işçilerine serbest dolaşım hakkı verilmesi gerekirken, çeşitli bahanelerle bu yapılmamıştır. AB içinde, Türk vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı verilmesi halinde, Avrupa’da zaten çözümü giderek zorlaşan bir sorun haline gelen işsizliğin altından kalkılamayacak boyutlara ulaşacağı endişesi vardır. Ancak, Avrupa ülkelerinin tümünde nüfus hızla yaşlanmakta, mevcut sistemin ve ekonomik üretimin devam edebilmesi için göçmene ihtiyaç doğmaktadır. Bu bakımdan birlik içinde, AB’ye yeni üye olan ülkelerin doğrudan serbest dolaşım hakkına sahip olmaları görüşü tartışılmaktadır. Türkiye’nin serbest dolaşım hakkı, bu tartışmaların sonuçlarına bağlı gözükmektedir. Bu tartışmanın olumlu yönde sonuçlanması, Türkiye’nin tam üyeliği yolundaki ene önemli engellerden birinin ortadan kalkması anlamına gelecektir

Tagged as: , , , ,

admin is
Email this author | All posts by admin

Leave a Reply